Doğa Manzaraları

Doğa Manzaraları🌿

   Sabahleyin babaannemin memleketine doğru yola çıktık. Şehirden çıktığımızı mavi sütunlarla yapılmış olan şehir kapısından anladım. Çıktığımız anda karşımıza çıkan yemyeşil, dümdüz ve güneşin altında pırıl pırıl parlayan pirinç tarlaları içime huzur veriyordu. Pirinç tarlaları ardında bulunan dağların üzerine rastgele dağılmış ağaçlar ve eteklerinde taşlar vardı. Dağların kahverengi tonlarıyla birlikte manzarayı süsleyen yoldaki ağaçlar ve saman-çamurdan (kerpiç) yapılma evler birbirini tamamlıyordu. Az ileride araba aniden yavaşladı. Çünkü sel yaşanmıştı (Bir günden fazla olamaz) ve selin beraberiyle getirdiği beyaz, kocaman taşlar yolu kapatmıştı. Etrafta yaşayan köy sakinleri el birliğiyle yolu açmaya başlamıştı bile.  

   Taşlı yolu atlatınca biraz ötede bir köy gördük. Köyün içinden geçerken her iki yanımızdaki açık yeşil rengindeki ağaçlar, bazen çıkan yeşil, dümdüz ve pırıl pırıl parlayan pirinç tarlaları, saman-çamurdan yapılma evler, az bir sürede olsa yanımızdan geçen ve masmavi gökyüzünü yansıtan ırmağın şırıl şırıl akan suları doğal yaşamı anlatıyordu. Köyden çıktıktan yarım saat sonra sağımızda kocaman bir ırmak belirdi. Irmağın hırçın beyaz dalgaları ile arka planda gözüken taşlı ve ağaçlı dağlar vardı. Daha sonradan neden ise suyun gitgide berraklaştığını fark ettim. 

   Ben ve kardeşim o anda çılgınca bir şey yapmaya karar verdik.  Bizim memlekette güvenlik kamerası falan olmadığı için sadece belirli alanlarda asker denetim bölgeleri dışında fazla bir şey yoktur zaten.  Biz de bu fırsattan yararlanarak hayatımızda ilk defa kendimizi araban dışarı çıkaraya karar verdik. Bunun için arka pencereleri tam açtık ve pencere bölümüne oturduk. Evet, vücudumuzun yarısı dışarıdaydı. O anda yaptığım şey hayatımdaki en tehlikeli denemeydi. Ama aslıda bacaklarımız içeride olduğu için ve ellerimizle de tutunduğumuz için araba normal hızdaysa hiçbir tehlikesi yok. Çıktığım an rüzgârın yüzüme yaptığı hafif dokunuşlar beni rahatlatıyordu. İnanılmaz bir histi. Bunu da bize arabada bulunan halam öğretti. 

   Bunlar olurken karşımıza çıkan yeni manzarayla eteklerim tutuşmuştu. Yanımıdaki ırmağın ortasında bir adacık göründü. Ve adanın içindeki o ağaçlar o kadar güzeldi ki. Ağaçların dallarında bulunan koyu yeşil iğnemsi yaprakların uçlarının pembe olması o sade manzaraya canlılık katıyordu ve rüzgârla birlikte ahenk içinde sallanıyordu. İşte daha sonra suyun saf olduğu, taşların bile göründüğü yerler bile vardı...

      

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dijitalleşmenin Tarih Araştırma Süreçlerine Ne Gibi Etkisi Vardır?

Fareler ve İnsanlar Hakkında Eleştiri